19 Temmuz 2011 Salı

SONUÇ

Komünizm hala yaşamaktadır. Hem de uzağımızda değil, yanıbaşımızda. Doğu Avrupa'nın büyük bölümünde ve hatta bazı Batı Avrupa ülkelerinde komünist veya sosyalist partilerin iktidara gelmesi zor değildir. İktidara gelecek bu partilerin, eğer uygun sosyal şartlar oluşursa -Almanya'da 1933'te seçimle iktidara gelen ama ardından bir diktatörlük kuran faşist Nazilerle benzer şekilde- kalıcı bir komünist rejim tesis etmeleri de olasıdır. Rusya, komünizden faşizme ve vahşi kapitalizme doğru bir savrulma yaşamıştır, ancak bu ideolojiler arasındaki ince sınır nedeniyle yeni bir sosyal hareket sonucunda tekrar komünizme dönebilir. Çin zaten hala Mao'nun fikirlerini yegane doğru olarak görmektedir. Halen komünist olan Küba, Kuzey Kore ve Vietnam'da da komünizmin etkisi açıktır. 

UYARI

UYARI
Bu bölümde okuyacağınız konular,
hayatın ÇOK ÖNEMLİ bir sırrını içermektedir. 
Maddesel dünyaya bakış açınızı kökten değiştirecek olan bu konuyu, 
çok dikkatli bir biçimde ve sindirerek okumalısınız. 
Burada anlatılacak olanlar yalnızca bir bakış açısı, farklı bir 
yaklaşım veya herhangi bir felsefi düşünce değil; dine inanan-inanmayan 
herkesin kabul edeceği, bugün bilimin de kanıtladığı 
kesin bir gerçektir. 

EK BÖLÜM MATERYALİZMİ ÇÖKERTEN BÜYÜK GERÇEK

Komünistlerin 20. yüzyıl boyunca insanlığa yaşattıkları acıların ve kabusun kökeninde, Darwinist ve materyalist inançları yatmaktadır. Komünistler, materyalist felsefeyi körü körüne kabul ederek, her şeyi yalnızca maddeden ibaret görür, insanların bir ruha sahip olduğunu reddederler. Aynı şekilde Darwin'in evrim teorisini benimseyerek insanları "gelişmiş hayvanlar" olarak nitelendirirler.
Kitabın bu ve bir sonraki iki bölümünde, bu ideolojinin geçersizliği açıklanacaktır. İlk bölümde, materyalizmin her şeyi maddeden ibaret sayan dogmasını temelinden çökerten, çok önemli bir gerçek üzerinde durulacaktır. İkinci bölümde ise, Darwinizm'in iddialarının bilimsel yönden geçersizliği, insanların yeryüzünde her zaman insan olarak bulundukları, hayvanlardan farklı olarak Allah'ın ruh verdiği, bilinç sahibi varlıklar oldukları anlatılacaktır.

MADDENİN ARDINDAKİ SIR

Burada anlatacaklarımız, materyalist düşünceyi temelinden çökerten bir gerçekle ilgilidir. Bu, bir felsefe ya da ideoloji değil, her insanın, farkında olsa da olmasa da, içinde yaşadığı ve bilimin çeşitli dalları tarafından ispatlanmış teknik bir gerçektir. Dikkatli, samimi ve önyargısız olarak yaklaşıldığı takdirde kavranması da oldukça kolaydır.
Bu gerçeği, "kendimizi ve çevremizi oluşturan her türlü maddi varlık ruhumuz tarafından idrak edilen bir algılar bütünüdür; 'madde' dediğimiz kavramı bir rüya gibi, sadece görüntü olarak beynimizde algılayabiliriz, dışarıda var olan aslı ile hiçbir şekilde muhatap olamayız" şeklinde özetlemek mümkündür.

İNSANIN DIŞARIDA GÖRDÜKLERİ GERÇEKTE KENDİ İÇİNDEDİR

Dışarıda var olduğunu düşündüğümüz nesnelerden duyu organlarımıza gelen etkiler (ses, koku, tat, görüntü, sertlik vs.), sinirlerimiz aracılığıyla beyindeki duyu merkezlerine aktarılır. Beyne ulaşan etkilerin tamamı elektrik sinyallerinden ibarettir. Örneğin görme işlemi sırasında dışarıdaki bir kaynaktan gelen ışık demetleri (fotonlar) gözün arka tarafındaki retinaya ulaşır ve burada bir dizi işlem sonucunda elektrik sinyallerine dönüştürülür. Bu sinyaller, sinirler aracılığıyla beynin görme merkezine iletilir. Ve biz de, birkaç cm3 lük görme merkezinde rengarenk, pırıl pırıl, eni, boyu ve derinliği olan bir dünya algılarız.

Ailesiyle birlikte evinin bir odasında oturup televizyon seyreden bir insan aslında çok büyük bir mucize ile içiçedir. Bu büyük mucize, bir odanın içinde oturan her kişinin gördüğü görüntünün aslında o kişinin beyninde olduğu gerçeğidir. O halde, O KİŞİ Mİ ODANIN İÇİNDEDİR, YOKSA ODA MI ONUN İÇİNDEDİR?

ASILLARI İLE AYIRT EDİLMEYECEK KADAR BENZER OLAN KOPYALAR

Ruhun hissettiği algıların, gerçeğiyle tıpatıp aynı olması aslında çok büyük bir mucizedir. Ruh, maddenin aslıyla değil, sadece beyne ulaşan elektrik sinyalleriyle muhatap olduğu halde, maddenin sertliğini, dokusunu, şeklini renklerini gerçeğiyle birebir aynı olarak görür ve hisseder. Bu his o kadar nettir ki, kişi gördüğü ve dokunduğu şeyin aslına dokunduğuna kesin olarak inanır.

Evinizi, içindeki eşyalarınızı veya antikalarınızı, yazlığınızı, yeni aldığınız arabanızı, ofisinizi, mücevherlerinizi, bankadaki hesabınızı, gardrobunuzu, eşinizi, çocuklarınızı, annenizi, babanızı, iş arkadaşlarınızı, kısaca sahip olduğunuz tüm maddi dünyayı simsiyah beyninizin içinde gördüğünüzü hiç düşündünüz mü?

MATERYALİSTLERİN ANLAMAKTAN KORKTUKLARI GERÇEK

Buraya kadar anlattıklarımız, bir insanın dünyada karşılaşabileceği en olağanüstü, en hayret verici bilgilerdendir. Bu bilgiler doğrultusunda şu soruyu soralım: Evinizi, içindeki eşyalarınızı,  arabanızı, ofisinizi, bankadaki hesabınızı, gardrobunuzu, eşinizi, çocuklarınızı, annenizi, babanızı, iş arkadaşlarınızı, kısaca sahip olduğunuz tüm maddi dünyayı simsiyah beyninizin içinde gördüğünüzü hiç düşündünüz mü?
Sadece beyninizde meydana gelen görüntüye sabitlendiğinizi, dışarıyı asla göremediğinizi, yukarıda saydıklarımızı sadece beyninizde izleyebildiğinizi, bu küçücük dünyadan asla dışarıya çıkamadığınızı hiç aklınıza getirdiniz mi?
Maddeyi tek gerçek zanneden ve ruhun varlığını inkar eden materyalistler, bu apaçık gerçekten kaçmak için türlü yönteme başvururlar. Çünkü bu gerçeği kabul etmeleri demek, tüm hayatlarını üzerine kurdukları maddeyi bir kenara atmaları demektir. İşte bu nedenle de bu büyük mucize karşısında öfkelenir, saldırganlaşır, mantıksız açıklamalar yapar ve gerçekleri saptırmaya çalışırlar.