Kültür Devrimi, komünist ideolojiye aykırı bulunan her kavramı ve her insanı yok etmek için başlatılmış bir cinayet furyasıydı. Yandaki propaganda posteri, bu kan dökme bayramının bir tasviridir: Kızıl komünistlerin yumrukları tarafından ezilen anti-komünistler. |
İDAM EDİLEN ÜNİVERSİTE PROFESÖRLERİ Kültür Devrimi boyunca Kızıl Muhafızlar on binlerce insana işkence ettiler. Üniversite profesörlerini, devlet adamlarını, sanatçı ve yazarları tutuklayarak, halk önünde aşağılayarak, boyunlarına hakaret dolu yaftalar asarak idam ettiler. |
Kültür Devrimi, bütün Çin devletini ve toplumunu yerle bir edecek bir sarsıntıydı. Mao'nun telkinleri, komünist parti saflarındaki cahil gençler üzerinde büyük etki oluşturdu ve "Kızıl Muhafızlar" adı verilen bu gençler, ülkenin dört bir yanında terör estirmeye başladılar. "Doğu Kızıldır" marşını söyleyerek topluca sokaklarda geziyor, "komünizme aykırı" buldukları herkesi tutuklayabiliyor veya herşeye saldırabiliyorlardı. Bu şekilde binlerce üst düzey bürokrat, üniversite hocası, bilim adamı ve aydın tutuklandı, korkunç işkencelerden geçirildikten sonra aşağılanarak idam edildi.
Mao'nun en yakın dostlarından biri ve eski devlet başkanı olan Liu Shaoqi bile -Mao'nun emriyle- tutuklandı, halka açık bir meydanda dövüldü, uzun süre işkence gördükten sonra hiçbir tıbbi yardım yapılmadan bir hücreye atıldı ve burada kıvranarak öldü. Mao, sonrasında Çin'in yönetimini ele alacak olan, Mao'nun en eski "yoldaş"larından Deng Xiaoping'in oğlu ve Pekin Üniversitesi fizik öğretmeni Pufong, Kızıl Muhafızlar tarafından sorgulandı, sorgu sırasında sapıkça tecavüze uğradı, kalın tahta sopalarla dövüldü ve sonra da sorgu odasının penceresinden aşağı atıldı. Hayatının geri kalan kısmını, kırılmış parmaklar ve kaybolmuş duyma yeteneği ile bir tekerlekli sandalyede geçirecekti.
Çin'de gerçekleşen bir başka politik idam: Wang Shouxin adlı bir kadın, rejim muhalifi olmak suçundan tutuklanmış, askerler tarafından bağlanmış, diz çöktürülmüş ve tek kurşunla öldürülmüştür. Bu gibi idamların bir kuralı, harcanan kurşunun parasının öldürülen kişinin ailesinden alınmasıdır. |
İçeriye daldım. Spor alanında ve daha uzakta üç katlı yepyeni okul binasının önünde, gerçekten bir 'kara haydut çetesi' oluşturacak biçimde başları ve yüzleri siyah mürekkebe bulanmış, tamamı 40 ile 50 kadar, sıra halinde duran profesörleri gördüm. Bunlar, boyunlarına asılı, 'gerici akademik otorite bilmem kim', 'sınıf düşmanı bilmem kim', 'kapitalist yolu tutan bilmem kim', 'çürümüş çetenin başı bilmem kim' gibi –tümü gazetelerden alınmış niteliklerde- yazılı levhalar taşıyordu. Her levha, profesörlere infazı bekleyen idam mahkumlarının görüntüsünü veren birer kırmızı haçla işaretlenmişti. Tümüne, üzerinde benzer niteleme sıfatları yazılı eşek takkeleri giydirilmişti; sırtlarında da pis süpürgeler, toz bezleri ve ayakkabılar taşıyorlardı.
Profesörlerin boyunlarına da içi taşla dolu kovalar asılmıştı. Müdürü fark ettim: kova o kadar ağırdı ki, madeni tel deriye iyice gömülmüştü; adam sallanıyordu. Hepsi yalınayak, gonglara ya da tencerelere vurarak alanı dolaşırken bağırıyordu: 'Ben haydut bilmem kimim'.
En sonunda tümü dizlerinin üzerine çöktü; tütsüler yaktı ve Mao Tse-Tung'a 'suçlarını affettirmek' için yalvardı. Bu sahne karşısında aptallaştım, benzimin solduğunu hissettim. Birkaç kız bayılacak gibi oldu. Dayak ve işkenceler bunu izledi. Daha önce hiç böyle işkence görmemiştim: onlara artık su maddeleri ve böcekleri yediriliyor ve elektrik akımı veriliyordu. Cam kırıkları üzerine diz çökmeleri için zorlanıyorlar, kollarından bacaklarından askıya alınarak 'uçak' durumuna sokuluyorlardı.
Kültür Devrimi sırasında, daha önce Lenin ve Stalin rejimleri tarafından uygulanmış olan "insanları hayvanlaştırma" politikası da uygulamaya kondu. "Halk düşmanı" olarak tespit edilen muhalifler, halk önünde hayvan taklidi yapmaya zorlanıyordu. Tutuklanan bazı profesörler, elleri arkadan bağlı olarak çimlere atılıyor ve "otlanmaları", yani ağızlarıyla yerdeki çimi yolmaları için zorlanıyordu. Pekin basını şöyle yazıyordu: "Mao karşıtları, sokakları koşan farelerdir, öldürün onları, öldürün".
Kültür Devrimi sırasında suçsuz yere idam edilen bir başka Çinli. |
Propaganda posterleri Mao'yu Çin'e doğan kızıl güneş olarak tanımlıyordu. Oysa Maoizm, Çin'e kıtlık, işkence ve "en zayıfların öldüğü" Darwinist bir arena getirmişti. Yanda: En az 50 milyon insanın katili olan Mao, ölmeden önceki son yıllarında. |
Kızıl Muhafızlar, bu acınacak derecede ciddi çocuklar, "devrimci enerjiyi azaltma" diye adlandırılan kedi, kuş beslemeyi ve çiçek yetiştirmeyi (bahçeye çiçek ekmek, böylece karşı-devrimcilik oluyordu) yasaklamayı uygun gördüler... Büyük kentlerde özellikle Şanghay'da devriyeler uzun ya da briyantinli saçları sorgusuz sualsiz kırpıyor, dar pantolonları parçalıyor, yüksek ökçeleri söküyor, sivri uçlu ayakkabıları deliyor ve dükkanları uygun adlar almaya zorluyordu. Kızıl Muhafızlar, yoldan geçenleri, kendi seçtikleri Mao'nun deyişlerinden birini ezbere okutturmak için durduruyordu. İnsanların çoğu evlerinden dışarı çıkmayı göze alamıyordu.
Kültür Devrimi o kadar büyük bir cinnet haline gelmişti ki, en sonunda ordu müdahale etmek ve ülkeyi yeniden düzene oturtmak durumunda kaldı. 1970'li yıllar boyunca Çin, Kültür Devrimi'nin yaralarını sarmaya, tahribatını tamir etmeye uğraştı. Mao, 1976'da öldü. Ardında 50 milyonu aşkın ölü, on milyonlarca işkence görmüş insan ve karanlık bir ideoloji bıraktı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder